Ölü Ozanlar Derneği kitabını okumuş , filmini defalarca izlemiş biri olarak tiyatrosunu izledikten sonra sanki ilk defa duyduğum bir hikayeymişcesine beni etkiledi ve klavyenin başına itti.Neydi peki beni bu kadar etkilemesine sebep olan şey?Aynı senaryonun bana veriliş şekillerinden en çok hoşuma giden tiyatro olması mı diye düşündüm ilk , ki öyle değil ; Ölü Ozanlar Derneği benim filmini kitabından fazla sevdiğim tek metin olma özelliğini taşır ve tiyatrosu da benim için filminin önüne geçemedi.
Sebep beynimde ne zamandır dönüp duran şeyleri tetiklemesiydi aslında.
Son zamanlarda an'lar üstüne çok kafa yorduğumu fark ettim.O anda olabiliyor muyum şeklinde sorular sordum kendime.Mesela elime bir kitap alıp oturduğumda devamlı kafamda şu an ders çalışmalıyım mı oluyor ya da ders çalışırken şu an kitap okusam ya da saat kaç banyo yapsam şeklinde , o andan beni koparan devamlı bir yetişme telaşının hüküm sürdüğü bir mekanizma mı var beynimde.En basitinden tiyatroda oturup keyifli bir oyun izlerken eve ne ile dönsek metrobüs mü otobüs mü diye düşünmek , ya da eve gidince yapacaklarımı planlamak.Davranışlar süreklilik kazanınca huya dönüşür.Ben yavaş yavaş ana bağlı kalamamayı huya dönüştürüyorum.Anı yaşamak aslında tamamen o anın içinde bulunmak aslında bedenen ve ruhen o anda olabilmek.Teori olarak çok kolay gözüken fakat uygulaması bir o kadar zor bir terim.Anda kalmak...O ana odaklanmak belki de tüketim çağı gereği zamanı yaşamak yerine tüketmeyi seçiyoruz.Belki de o kadar fazla yük taşımaya uğraşıyoruz ki yaşamak yerine yetişebilme sanatına dönüşüyor hayatımız , her şeye yetişmeye uğraşmanın getirdiği o stres ve koşuşturma hali durup kendimizi dinleme ana odaklanma becerisini yitirmemizi sağlıyor.Her durumda olduğu gibi bunda da fark edebilmek aslında durumu değiştirmek için yapılabilecek en önemli şey , ben şu an bu yazıyı yazarken sadece yazdıklarıma kahveme yani bu anıma odaklanıyorum.Hayatımda yaşadığım her an değerli çünkü ne eksik ne yarım...Bir şeyleri beklemek yerine o şeyi ben oluşturuyorum, Ölü Ozanlar Derneğinde o şiirde dendiği gibi "Yeni bir gün düşlüyoruz , yeni bir gün doğarken.." , her yeni gün eşsiz anlardan oluşuyor.Beklemek düşünmek yerine o anı yaşayalım.
Çünkü hayat o "an"....


